0 yorum  |  Yorum Yap
Yazar: İsmail Hakkı Bursevi
Ürün Kodu: 9789758880591
Kapak - Kağıt Türü: Ciltli Sert Kapak - Şamua Kağıt
Dili: Türkçe - Arapça
Sayfa Sayısı - Ebatları : 1088 Sayfa - 17*24 cm
Yayınevi: Tuğra Neşriy
Ömer Faruk Hilmi: Ömer Faruk Hilmi
Gönderi Süresi: 1 - 3
Stok Durumu: 10000
42,00TL
Vergiler Hariç: 42,00TL

Ruhul Beyan Tefsiri | 22. Cilt

22.Cüz - Ruhulbeyan Tefsiri Harfi harfine Tercüme ve Dipnotlarla Şerhi - İsmail Hakkı Bursevî (k.s.) hazretleri 

22.Cüz-Tercüme Edilen Ayetler.

El-Ahzâb: 31-73
Sebe :   1- 54
Fatır :   1- 45
Yasin :   1- 27

Alfabetik Fihrist ...

Yazar ve Tefsir Hakkında

Bu kıymetli tefsirin yazarı Şeyh İsmail Hakkı Bursevi Hazretleridir. Büyük keşif ve kerametler sahibi bir velidir. 1650 -1725 yılları arasında yaşamış Bursa'da vefat etmiştir. Her biri ortalama 200 sahife olan 106 kıymetli eserin yazarı büyük bir âlimdir. İsmail Hakkı Hazretleri bu tefsiri yazmasının sebebini şöyle anlatıyor: "Manevi babam Muhyiddin-i Arabi Hazretlerinin yardım ve delaleti ile bir gün rüyamda Rasulullah Efendimiz bana ikramda bulundular. Arkamı sığayıp tatlı bir ifade ile Ümmetim için bir tefsir yaz " diye emir buyurdular. Bunun üzerine Allahü Teala'dan Ve Resulullah Efendimizin ruhaniyetinden yardım isteyerek bu tefsiri yazdım." İsmail Hakkı Bursevi Hazretleri bu kıymetli tefsirini Bursa Ulu cami kürsüsünden cemaate anlatarak 12 senede tamamlamıştır.

 Mütercimin Önsözü

 Ruhu-l Beyan Tefsirini tercüme etmeyi mukadder ve müyesser kılan rabbime hamdü senalar olsun. Hayatları bizim için ab-ı hayat olan Efendimiz (s.a.v) Hazretlerine ve birer yıldız gibi önümüzü aydınlatan ashabına ve Nuh (as) un gemisi gibi bizleri sahili selamete çıkaran ehl-i beytine selam olsun. Ruhul beyan tefsiri gerçekten ihlas, aşk, vecd ve tasavvuf ehli tarafından büyük bir zevkle heyecan ile okunan bir tefsirdir. Bu kıymetli esere talebeliğimden beri hayranımdır. Bu sebeple 10 cildin tamamını baştan sona iki defa okuma fırsatını buldum. Aslında tefsir okumanın zevki bir başkadır. Bu sebeple arapça tefsirlerden, Ebu's-Suud Tefsirini, Hazin, Beğavi, Semerkandi, Şeyhzade, Elcemel, İbn-i Kesir, Kurtubi tefsirlerini baştan sona okumak imkânı buldum. Ayrıca Fütuhat-ı Mekkiye, Hılyetül Evliya, Camiu Kerametil Evliya, Tabakatül Kübra ve İhya-i Ulumuddin gibi kıymetli tasavvuf ağırlıklı eserleri Arapça larından okumak ta nasip oldu. Türkçe tefsirlerinden Elmalı Tefsirini ve Hulasatül Beyan'ı tamamen okudum. 8 ciltlik İslam âlimleri ansiklopedisini ve 12 ciltlik Evliyalar ansiklopedisini de baştan sona okumak fırsatını buldum. Fakat bütün bunların içinde bana en büyük zevki ve feyzi Ruhu'l Beyan Tefsiri vermiştir. Bu sebeple olsa gerek, bu tefsiri tercüme edip bütün Müslümanların  istifade etmelerini arzu ediyor idim. Ruhu'l Beyan tefsiri, sohbet erbabının ve vaizlerin ellerinden düşürmedikleri, çok önemli bir kaynaktır. Bu tefsiri okuduğunuz zaman, gerçekten hayatınız değişecektir. Allah'ın emirlerini ve Resul'ünün sünnetini Allah dostlarının gerçek hallerini yani tasavvufu daha güzel anlayacak ve büyük bir ihlas ve takva ile sahip olacaksınız. İsmail Hakkı Bursevi Hazretleri, bu mübarek tefsirini Arabi ve Farisi lisan ile yazdı. Bu mübarek tefsirinin tam tercümesinin olmaması büyük bir eksiklikti. Bu mübarek tefsirin, eksiksiz tercüme edilmesinin büyük bir ihtiyaca cevap vereceğine inanıyorum.

Tercümede şunlara dikkat ettim:

 Ayet meallerini, Elmalı tefsirinden aldım. Metne sadık kaldım. Tefsirin metni ile tercümesini karşılaştırmak ve böylece Arapçalarını ilerletmek isteyenlere  imkân sağladım. Tefsirde bulunan her kelimenin manasını yazdım eksik tercüme etmedim. Açıklanması gereken yerlerde parantez açtım. Tercüme ile metni inceleme imkânı hazırladım. Mümkün mertebe konuşulan dil ile yazdım. Tefsirde geçen ayet-i kerimelerin kıraati (okunuş farklılıkları), belagat, nahiv., sarf ve iştikak ilimlerinin ıstılahlarını ilmi dil ile yazdım. Yani fiile yüklem, faile özne demedim. Uydurukça kelimeleri koymadım. Çünkü bu bilgiler, alet ilimlerinden nasibi olanlar içindir. Alet ilimlerinden nasibi olmayanlar, zaten gramer ve edebiyat ile ilgili ıstılahları bilmezler. Eğer uydurukça yazmış olsaydım, her iki sınıfta bu güzel bilgilerden mahrum olacaklardı. Istılahları olduğu gibi bıraktım. Bilhassa tasavvufi ıstılahları değiştirmedim. Ayet-i kerimeleri harekeli koydum. Hadis-i şeriflerdin ve Kibar-ı kelamların Arabi metinlerini yazdım. Hadis-i şeriflere hareke koydum. Hadis-i şeriflerini tahriç ve tahkiklerini yaptım. Tahkik için kaynak kitapların yanı sıra elektronik kitaplardan da yararlandım: Bilhassa El-Muhaddis, Mevsuatü'l-hadis-i şerif, Mektebetü'l- hadis-i şerif, Tetimmetü'l-kitab, Elfiyye, El_fıkhu  ve Ulumuha, et-Tefasir, Camiu'l- Meacimu'l-lugah ve her biri yüzlerce cilt kitap içine alan benzeri CD'lerin çok faydasını gördüm. Arabi beyitlerin Arapça ve Türkçelerini; Farisi beyitleri ise sadece tercümelerini koydum. Tercümelerini düzyazı olarak yazdım. Tercümelerde hangi sayfanın nerede bittiğini belirttim. (Mesela; (1/33) demek Ruhul Beyan'ın aslının 1. cildinin 33. sahifesinin tercümesi burada tamam oldu demektir.)  Çünkü tefsirin Arapça bir sayfalık metni, Türkçe ortalama üç sayfa kadar tutmaktadır. Böyle olunca Ruhul Beyan  tefsirinin Türkçe tercümesi, 30 cilt civarında olacak inşallah. Ruhul beyan tefsirinin tercüme edilmesi için maddi ve manevi desteklerini esirgemeyen, baştan sona yaptığım tercümeyi okuyarak tashih ve redakte eden Sayın Abdülkadir Dedeoğlu'na veya yardımcısı Mustafa Kayan'a sonsuz teşekkürlerimi arz ederim. Bu tercümeye Muhterem Abdülkadir Dedeoğlu'nun teklif ve teşvikleriyle başladım. Benden maddi ve manevi hiçbir desteğini esirgemedi. Allah kendisinden razı olsun. Böyle güzel bir hizmette bulunma vazifesini bana vermeseydi, sadeceRuhul Beyanı okumakla yetinecektim. Onu tercüme etme hizmetinden mahrum kalacaktım. Yine bu tercümemde bana yardımcı olan, Doç. Dr. Sayın Ahmet Bedir, Mehmet Başbuğ, Ahmet Yüncü, Ahmet Duran, M. Cemil Yavuz, Mehmet İlk ve Mehmet Güneş beylere teşekkürlerimi arz ederim. Bu tercümeyi kendilerine borçlu olduğum, saygıdeğer hocalarım, başta Hüseyin Mertek, Mahmut Gürhan, Osman Kurtulmuş ve Yunus Kar hocalarım ve beni okutan bütün hocalarıma sonsuz şükranlarımı arz ederim. Bu tercümeyi hocalarıma borçluyum. Allah bizleri, âlim ve evliyanın şefaatinden mahrum etmesin. Tercümeyi kusursuz yaptığım iddiasında değilim. Kusursuz kitap Yüce Allah'ın kitabıdır. Kusurlarımı bulup bana söyleyen herkese minnettar kalırım. Bütün hata ve kusurlar benden, bütün güzellikler ve muvaffakiyet Allahu Teâlâ'dandır. Beni okutmak ve yetiştirmekten başka maksatları olmayan ve tek dilekleri Kur'an-ı Kerimi okuyup anlamam ve Efendimiz (sav) hazretlerinin hadislerine mana verebilmem olan rahmetli  anne ve babama borçluyum. Makamları cennet olsun. Âmin. Bu tercümede hâsıl olan sevabı onların ve bütün ehl-i imanın ervahına hediye ediyorum.

  Ömer Faruk Hilmi 

Müellifin Mukaddimesi

Rahman  ve Rahim olan Allah'ın adı ile Hamd, âlemleri ve alametleri (kâinatın içindekilerinin) nakışlarını zatına ait kemaliyetinin hakikat nüshasından izhar eden Allah'a mahsustur. Allah, zatına ait cem nun'undan (ol emrinden) harflerin kelimeleri ve kelamın çeşitlerini çıkarttı. Cemi ve tenzih makamından Arabi ve eğrisiz, pürüzsüz ve dosdoğru olan Kur'an-ı Kerimi indir di. Kur'an-ı  Kerimi, bürhan  ve hüccetlerini bütün zamanlan üzerine baki bir mucize kıldı. Salat-ü selam, ilim, ayin (müşahede) yakin (hakikat)'de rahmet kapısını açan, o yüce rasül üzerine olsun. Efendimiz Muhammed  (s.a.v.) Hazretleri, peygamber iken, Âdem Aleyhisselam, çamur ile su arasındaydı. Kur'an-ı Kerimin ahlakı ile ahlaklanan ehlinin ve ashabının üzerine olsun. Ve onlara, ahir zamana kadar ihsan ve tabi olanların üzerine olsun. Bundan (besmele, hamdele ve salveleden) sonra. Fakir kul, kurban edilenin ( Hazreti İsmail'in) adaşı muhacir, nasihat edici, Şeyh İsmail Hakkı, Allah, onu sabahın akşamın ve öğlenin (tüm zamanların) fitnelerinden korusun, derki: Bana şeyhim imam ve allame işaret ettiği vakit, o anlayışlı derin âlim ve ustazım, Zaman'ın ve vaktin sultanı ve zamanında nadir bulunan, Allah'ın ilim ve irfanıyla mahlûkatının üzerinde hücceti, inayet ve Tevfik'in nuruna muttali olan, hakikat yolu üzere, hilafet esrarının varisi olan, ikinci bin yılının ikinci yüzyılının başında tecdit sırrının şahidi, hasep ve nesebi temiz olan (Osman) İbn-i Affan (ra) 'ın adaşı ve istanbulda oturan Şeyh (Osman) ki, Allah gizli ve aşikâr ona yardım etsin. (Rahmetine gark etsin) Bize de onun sebebiyle yardım etsin (onun himmetine nail kılsın şeyhim benim) Evliyanın burcu Bursa şehrine taşınmamı (işaret etti ). Sıkıntı ve yokluktan taşınmamın uzamasından kendimi korudum. (Biran önce işaret edilen Bursa'ya) ikinci bin yılının, ikinci ayının onuncunun onunda ve onun altısında), ulaştım. Meşhur, nurani mabet, (Bursa) Ulu Cami de kendimi vaaza başlar buldum. Bu arada Anadolu'nun bazı yerlerini gezmem esnasında tefsir sahifelerinden derlenmiş bazı sahifelere ve ilimlerin edevatından (kitaplarından) derledim. Onlar, Kur'an-ı Kerimin Al-i İmran suresinden az ziyade bir kısmını içine alıyordu. Lakin onlar, saba rüzgârı gibi dağınık ifadeler ile uzun açıklamalar halindeydi. Onların bir kısmı batı rüzgârı, bir kısmı da sanki saba rüzgârı idi. Bunları ifrat ve tefritten ayıklayarak hülasa etmek istedim. Notalar, harfler ve lafızlar elverdikçe değişik yaprakları hülasa etmek istedim. Marifeti ilahi yeden içime doğanları da ona aklamak istedim. Bütün bunları, düzgün bir şekilde sıralamayı, edebi bir kalıba dökmek istedim. (1/2) Her ne adar benim sermayem (kaynaklarım) az ve kolum kısa da (gücüm yetersiz de) olsa; Kur'an-ı Kerim'i sonuna kadar tefsir etmek istiyorum. Eğer azim olan Allah, bana fırsat (ve imkân) verirse bu çok önemli işi bitirmeyi istedim. İnsanların istifadesi için temize çekeyim, haftalar ve aylar içinde yazıp; satırlar arasında karaladıklarımı temize çekmek istedim ki, ahirete de; ( " O gün mal ve evlat fayda etmez" - Şuara 88) azık olsun. Sad ve Nun'dan başka fayda bulamayacağım zaman bana şefaat etmesi için bu tefsiri yazdım. Cenabı Allah'tan dilerim ki, bu hizmetimi Salih amellerden ve halis eserlerden kılsın. Ömürlerin (ve ümranların) sonuna kadar kalıcı hasenattan eylesin. Âmin. Muhakkak ki,  Cenab-ı Allah, bir kuluna hayır dilediği zaman, onun amelini insanlara güzel( ve hoş )gösterir ve onu hayırlar işlemeye ehil kılar.
Bu, baştan gözün değeri gibidir.Feyyaz-ı mutlak olan O'dur.                                             
 

Yorum Yap

Not: HTML'e dönüştürülmez!